Yazı Detayı
28 Mayıs 2020 - Perşembe 12:19
 
DUA’NIN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ
Dr. Mehmet Zeki Uyanık
 
 

       İnsan, Kur’an’ın  ifadesi ile en şerefli varlık ve yegane akıl sahibi mahluktur. İnsan  aynı zamanda Allah’ın yeryüzündeki halifesi konumundadır.

 

       Bütün bu sıfatları kendinde barındıran insan, dağların ve taşların taşıyamadığı emaneti kendisi üstlenmiştir.

 

  Yüce Mevla insana bu meziyetleri vermekle beraber ona bir takım görevler de yüklemiştir. Bunların  en önemlisi ve birincisi Kur’an-i ifade ile: “Allah’a ibadettir.”

 

      Sayısız nimete karşı Allah’ın insana böyle bir görev yüklemesi kadar doğal bir şey olamaz. Bir imtihan sahası olan bu dünyada Allah’u Teala insanları sınava tabi tutarak bu sınavdaki durumlarına göre ahirette bir yer vermektedir.

 

       Bir imtihan sahası olması hasebiyle bu dünyada insan, bazen fakir bazen zengin, bazen  mutlu bazen sıkıntılı, bazen hasta bazen de sıhhatli… olabilmektedir.  Bunun yanında, insanın yaşam koşullarına ve felsefesine göre bitmez istek ve ihtiyaçları olabilmektedir.

 

   İşte bütün bu hallerde insan, yardım görecek, halini arz edecek birisini ister. Böyle bir atmosferde insana manevi anlamda en yakın kişi şüphesiz hallerin kendisine sunulduğu insana herkesten  hatta insanın kendisinden de manen yakın olan Allah’tır.

 

 

   Nitekim bu Kur’an-ı Kerimde: “Allah, insan şah damarından daha yakındır.” Şeklinde ifade edilmiştir.

 

   İnsanın bütün hallerini  gören ve bilen Allah, Kur’an-ı Kerimde insanın çaresizlik içinde,  zor şartlarda kendisinden yardım dilemeyi ve de bütün bunlar için dua etmeyi istemektedir. Öyle ki: “Kullarım beni soracak olursa muhakkak ki ben onlara pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm.” Mealindeki ayetinde dua edeceklerin duasına icabet edeceğini vaat etmektedir.

 

   Yaratıcıdan bir hacet isteme vesilesi olan dua aynı zamanda insanın Allah’a iman ettiğini gösteren önemli alametlerden  biridir.

 

    Nitekim Kur’an-ı Kerimde dua müminlerin temel vasıflarından birisi olarak sayılmaktadır. Dua İslam inancında müminlerin bir vasfı olduğu gibi aynı zamanda bir ibadettir.

 

    Dua bir ibadet olduğu için bütün Peygamberlerin hayatında  ona rastlamaktayız.

 

   -Hazreti Adem’in ağaçtan yemesinden sonra, cennetten yeryüzüne indirilişinde,

 

   -Hazreti Nuh’un gemiyi yapmada ve insan neslini kurtarmada,

 

   -Hazreti Musa’nın kızıl denizi geçmesinde, Firavuna karşı tebliğinde,

 

   -Hazreti İsa’nın Peygamberliğini teyit etmek için mucize istemesinde,

 

    - Ve son Peygamber Hazreti Muhammed’in hayatının bir çok alanında görebilmekteyiz duayı . Öyle ki son Peygamber “Dua ibadetin özüdür-iliğidir.” Sözü ile duanın ibadet yönünü özetlemektedir.

 

    Bir ibadet şekli olan dua’nın  sabit bir zamanı olmamakla beraber Cuma günü, Kadir gecesi, iftar vakitleri, ezan’dan sonra, seher vakti, abdesten sonra … gibi özel vakitlerde karşılık görme olasılığı her zaman daha fazladır.

 

   Tabiî dua etmek için bu vakitleri de beklememek lazım. Her zaman ve her şartta yüce Mevla’ya ellerimizi açıp yalvarmamız dahası göz pınarlarımızı akıtmak, kalplerimizi yumuşatmamız gerekir.

 

    Onca uğraşa rağmen duamız kabul görmüyorsa bile dua’dan geri durmayalım zira yüce Mevla dua’ya mutlaka karşılık  vereceğini bildirmektedir.

 

Lakin duanın kabulü için maneviyatımızın da güçlü ve temiz olması gerekir. Kin’den, hasletten, yalandan…, kısaca manevi kirlerden kalbimizi temizlememiz gerekir ki duamız tesir göstersin ve kabul görsün.

 

   Kısaca dua biz insanların her şeyidir. İnsanın iç yaşantısının dış tezahürüdür. Kur’an-i Kelam ile:” Allah’ın bize değer vermesine vesile bir fiildir.”

 

   Öyle ise Allah  indinde değere sahip olmak için göz pınarlarımızı akıtalım, ellerimizi rahmet için havaya kaldıralım.

 

   Dualarınızın tesir göstermesi duası ile….

 
Etiketler: DUA’NIN, İNSAN, HAYATINDAKİ, YERİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı